Batmanda.com
Batmanda.com
Batmanda.com
Batmanda.com
Batmanda.com
Batmanda.com
Batmanda.com
Batmanda.com
Batmanda.com
Sosyal Paylaşım
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
GERCÜŞ İLÇESİNİN TARİHİ
Gercüş Gercüş Genel Bilgileri MERKEZ NÜFUSU: 8451 KÖY NÜFUSU: 23.543 TOPLAM NÜFUSU: 31.994 BELEDİYE SAYISI: 3 KÖY SAYISI: 56 KÖY ALTI YERLEŞİM BİRİM SAYISI: 19 YÜZÖLÇÜMÜ: 1070Km2 RAKIM: 850 2000 Nüfus sayım sonuçlarına göre; ilçe merkezi 8.200, Kasabalar ve Köyler toplam nüfusu 22.000 dir. Nüfus yılda ortalama %.0,703 artmaktadır. Toplam Kadın sayısı 15.767, toplam erkek sayısı 16.227 dir. Nüfusun azımsanamayacak bir bölümü ilçe dışında yaşamaktadır. Göç yönelimi önce il merkezine ve sonra Mersin, Adana ve Ege bölgesine doğrudur. Halkın büyük bir bölümü şafi mezhebine mensuptur. Hıristiyan vatandaşlarımız 20-30 yıl kadar önce ilçemizden ayrılmışlardır ve göç yönelimi Avrupa ülkelerine doğru olmuştur. Ortalama 40 yaşının üstü vatandaşlarımızın özellikle kırsalda yaşayanların Türkçe yi konuşmakta zorlandıkları hatta azımsanamayacak bir bölümünün de konuşamadığı görülmektedir. İlçede Türkçenin yanında Kürtçe ve Arapça da konuşulmaktadır. İlçe Merkezinde medyan yaş 20 dir diğer ilçeler ve il merkezine göre daha yaşlı bir nüfusa sahiptir.Köylerde cinsiyetler arasında medyan yaş farkı oldukça az olup,köylerdeki erkek nüfusun yarısı 16 ,kadın nüfusun yarısı 17 yaşından gençtir. Coğrafi Konum İlçe, Mardin-Midyat eşiği denilen 1100-1200 m yükseklikteki dağların kuzey eteğinde, etrafı dağlarla çevrili 850 rakımlı bir platoda kuruludur. Güneyinde Midyat, kuzeyinde Hasankeyf, doğusunda Dargeçit, batısında Savur ve Bismil ilçeleri ile çevrilidir. İlçe merkezi Batman iline 59 km mesafededir. Yüzölçümü 1070 km2 dir. Nüfus yoğunluğu km2 ye 26 kişidir. Ortalama sıcaklığı 20 C dir. Yaz aylarında sıcaklık 37-40 C ye kadar çıkar. Kış sıcaklıkları ise 2-6 C arasında değişmektedir. Yıllık ortalama yağışlı gün sayısı 90 olup metrekareye ortalama kg yağış düşmektedir. İlçede karasal iklim hüküm sürmektedir. Ekonomik Durum Genel olarak ekonomi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Ancak sulanabilir alanların darlığı ve su kaynaklarının yetersizliği nedeni ile bu sektörlerdeki üretim günlük hane ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır. Üzüm, Buğday, Arpa, mercimek, nohut, sebze yetiştirilmektedir. Çeşitli iş kollarında 262 adet küçük esnaf mevcuttur. İşletme büyüklüklerine ulaşmış işyeri mevcut değildir. Sanayi kuruluşu bulunmamaktadır. Ortalama gelir seviyesi Türkiye ortalamasının çok altındadır. Nüfusun ciddi bir bölümü mevsimlik işçi olarak dışarı gitmektedir. Hanelerin çok nüfuslu oluşu ise geçimi zorlaştıran başlıca etmenlerdendir. Gercüş İlçesi, 1.062.400 dekar arazi varlığına sahiptir. Bunun 117.100 dekarı tarıma elverişli arazi, 762.725 dekarı tarıma elverişsiz arazi, 120.320 dekarı orman arazisi, 62.240 dekarı mezradır. Tarımsal faaliyetlerde kullanılan alan toplam arazinin .88 idir. 19.120 dekar alanda üzüm, 6.667dekar alanda sebze, 39.500 dekar alanda buğday, 16.000 dekar alanda arpa, 16.000 dekar alanda mercimek, 110 dekar alanda pirinç yetiştirilmektedir. 1500 adet yerli 20 adet kültür ırkı olmak üzere toplam 1520 adet büyükbaş hayvan ve 2900 adet yük ve binek hayvanı; 7500 adet koyun, 10000 adet keçi olmak üzere toplam 17500 adet küçükbaş hayvan; 21000 adet tavuk, 3000 adet hindi, 2000 adet kaz-ördek olmak üzere toplam 26000 adet kümes hayvanı; 600 adet eski ve 850 adet yeni olmak üzere toplam 1450 adet arı kovanı bulunmaktadır. Tarihi GERCÜŞ İSMİNİN KAYNAĞI VE TARİHİ Gercüş yöresindeki yerleşim yerlerine bakıldığında, genellikle ya kurucusunun ya yörede hüküm süren devletlerin hükümdarları ile ordu komutanlarının yada yakınlarında bulunan ırmak, dağ ..... gibi coğrafi yerleri isim olarak almışlardır. Gercüş'ün de ismini bu şekilde almış olma olasılığı fazladır. Gercüş isminin menşei konusunda çeşitli rivayetler vardır. Bu konu ile ilgili ulaşılabilinen tek yazılı kaynak tarihte"Şügrin","Selha" olarak geçen, bu gün Midyata bağlı bir köy olan Barış tepedeki bağlı bir köy olan Yakup Manastırı Tarihi adlı kitaptır. Yakup Manastırı Tarihine göre: M.S.400 Yıllarında Şügrin yöneticisi olan "KEFERGEVSON"un bazı insanları öldürmek istemesiyle halkta oluşan tepki sonucu Şügrini terk etmek (kovulmak) zorunda kalıp, bu günkü Gercüş'ün bulunduğu yere gelerek yerleştiğidir. YAKUP MANASTIRI TARİHİ ADLI KİTABIN GERCÜŞ İLE İLGİLİ BÖLÜMÜ Kefergevson olayı başka şekillerde de anlatılmaktadır. Buna göre M.S. 402 Yıllarında Roma, Pers ordularının yaptıkları savaşta ordu komutanı olan Kefergevsonun savaşta yenilmesi sonucu Gercüşe sürgüne gönderildiğidir. Burada Roma - Pers tabirleri doğru değildir. Çünkü 395 yılında Roma imparatorluğunun ikiye bölünmesiyle doğu Bizans adını almıştır. Pers imparatorluğu ise M.Ö.550 - 331 Yılları arasında hüküm sürmüştür. Kefergevson olayı ise M.S. 400 Yıllarında gerçekleşmiştir. Bunun Bizans - Sasani olması gerekir. İster bazı insanları öldürmek istemesi sonucu köyden kovulan Kefergevson olsun, ister savaş alanında yenildiğinden dolayı sürgüne gönderilen Kefergevson olsun, Gercüş isminin Kafergevson dan geldiği diğer rivayetlere göre daha ağır basmaktadır. Çünkü en azından bir yazılı kaynağa ve bu gün kullanılan ismiyle benzerlik göstermektedir. Gercüş isminin menşei üzerinde diğer bir rivayet ise"KEFERCEVS"tir."KEFER" yer, "CEVS";ceviz anlamında kullanılmış olup ceviz beldesi, cevizin yetiştiği yer anlamında kullanılmış olup ceviz beldesi, cevizin yetiştiği yer anlamında kullanılmaktadır. Bu rivayetle ilgili yazılı belge olmadığından doğrulamak yada yalanlamak pek mümkün değil. Bu da halk arasında konuşulan bir rivayettir. Gercüş isminin menşei konusu çoğu ansiklopedi ve broşürde "ŞAHMAR" olarak geçer."ŞAHMAR"isminin geçtiği kaynaklarda, bu ismin zamanında Gercüş'ün, Diyarbakır Şam ticaret yolu üzerinde bulunmasından dolayı verildiği rivayet edilmektedir. "Şahmar" isminin ticaret yolu geçtiği için almış olması almış olması pek mantıklı değil. Çünkü ticaret yolunun geçtiği için verilmiş olsaydı, o zaman ticaretle ilgili bir ismin verilmesi daha mantıklı olurdu. ŞAH hükümdar, yöneten anlamında,"MAR", yılan anlamında kullanılmaktadır. Buna göre "ŞAHMAR"yılanların hükümdarı, kralı anlamına gelir. Bu ismin ticaretle hiç bir alakası yoktur."ŞAHMAR" Gercüşte yaşayan ve iki kaya arasında sıkışarak ölen yılan efsanesinden gelmektedir. Bu ismin sadece bir rivayet ve halk arasında konuşulan bilgilerden ibarettir. GERCÜŞÜ MİDYAT'A BAĞLAYAN ALT GEÇİT Gercüş'ün tarihi incelenirken bölgenin tarihi içerisinde ele almak ve değerlendirmek gerekir. Dolayısıyla yörede var olan uygarlıkların tarihsel gelişim süreci içerisine Gercüş ilçesini de koyup değerlendirmek mümkündür. Gercüş Ovası, iklim, coğrafi konum, tarım ve su açısından insanlara bahşettiği nimetler sayesinde medeniyetin ilk temellerinin atıldığı yerlerden biridir. Gercüş'ün ne zaman inşa edildiği bilinmiyorsa da çevresindeki yerleşim yerlerinin tarihi M.Ö.7000 yıllarına kadar geriye gider. Yakup Manastırı Tarihine göre Kefergevsonun M.S.400 yıllarında Gercüşe yerleştiği söylense de Gercüş'ün bu tarihten önce yerleşim yeri olarak kullanıldığı çevresindeki mağara ve alt geçitlerle sabittir. Bazı rivayetlere göre Gercüş'ün bu tarihten önce yerleşim yeri olarak kullanıldığı çevresindeki mağara ve alt geçitlerde sabittir. Bazı rivayetlere göre Gercüş'ün ilk kurulduğu yer M.Ö. 3000 yıllarında kurulan Gıre Tılhabatedir. Gire Tıhabatenin yanında Gercüş Ovasında kurulan diğer yerleşim yerlerine bakıldığında: Hisar kasabasının Güneyinde yer alan Höyük M.Ö.7000 yıllarında , Şarişe (Şerşe) M.Ö. 3000 yıllarında kurulmuştur. Ayrıca Kantardaki kaya resimleri Antalya Beldibindeki mağara resimleri benzerlik göstermektedir. Antalya Beldibinin Kabataş Devrinden (M.Ö.10000-8000)kaldığı göz önünde tutulursa, bu kaya resimlerinin de Kabataş Devrinden kaldığı söylemek mümkündür. Gercüş'ünde içinde bulunduğu bölgeye ilişkin tarih öncesi döneme ait bilinen tek şey Hurrilerin M.Ö.3000 yıllarından başlayarak yerleşmiş olduğudur. Hurri anayurdu, en geniş sınırlarıyla Fıratın kolu olan Habur Çayı ile Asi Irmakları arsıydı. Hurrilerin M.Ö.3000 yıllarının sonlarında Subara Boylarını da egemenlikleri altına alarak Kuzey Mezopotamya, Halep ve Suriyeye yayıldıkları M.Ö.13. yüzyıla ait Asur kaynaklarında Nairi ülkelerinin batı bölümünde gösterilmiştir. M.Ö.7. yüzyıldan kalma Asur kaynaklarında da Şupriya adıyla söz edilir. Tarihçe M.Ö.1240 yıllarından itibaren bölgeye eğemen olan Asur devleti, Gercüş'ün de içinde bulunduğu yöreye M.Ö.744 yılında üstünlük kurdu.(Gercüş Ovasında yer alan Zorravaya adıl yörede bulunan Asurlara ait mühür ve tablet Mardin Müzesinde sergilenmektedir). ASURLAR DÖNEMİNDEN KALMA MÜHÜR ve ASURLAR DÖNEMİNDEN KALMA TABLET Asurlar devleti, III. Salmanasar zamanında genişleme olanağı buldu. Kuzey ve Günez Mezopotamya. Suriye ve Filistine kadar yayılan Asur devleti tamamıyla yıkılınca Metler bölgeye tam anlamıyla egemen oldu. Orta Anadoluya kadar yayılmış olan Met Devletinin egemensizliğine Pers Devleti son verdi. Pers İmparatoru I. Daraios döneminde (522-485) yapılan yönetsel bölünmeyle imparatorluk, merkeziyetçi bir yapıya dönüştü. Bu bölünmeye göre İmparatorluk 23 Büyük Satraplığa (Askeri Valiliğe) ayrılırken, Gercüş'ün de içinde bulunduğu Yöre Büyük Satraplığa bağlandı. Bu Satraplığın sınırları Batıda Kilikyadan, Doğudan Habur ırmağına, Kuzeyden Aras Sapraplığına ve Güneyden Mısıra dek uzanıyordu. Bölgeye hakim olan Büyük İskenderden sonra bölge toprakları için Roma ve Partlar karşı karşıya geldi. M.S. 63 yılında Romalıların bölgede hakimiyeti sağlayarak Part egemenliğine son verdikleri görülür. Roma İmparatorluğu, II. Yüzyılın sonlarında İran yaylasından gelen sasani askeri güçleri ile sık sık savaşmak zorunda kaldı. İki imparatorluk arasında yapılan mücadeleler sırasında bölge iki güç arasında sürekli el değiştirdi. Bölge, Roma dünyasının 395 te ikiye bölünmesiyle Bizans olarak tarihe geçen Doğu Roma İmparatorluğugnun sınırları içinde kaldı. Bizans - Sasani mücadelesinde sahne olan bölge, 7. yüzyılın ikinci çeyreğinin sonlarında bu kez başka güçleri misafir etti: Arap - İslam Kuvvetleri. Halife Ömer döneminde (634 - 644) bölgede başlayan İslam egemenliği dört halife dönemini izleyen emeviler döneminde de devam etti. 750 yıllarında yıkılan , Emevi saltanatından sonra Abbasi ve onlardan sonra Hamdanilerin eğemenliği başladı. Hamdanilerin kendi aralarındaki hakimiyet mücadelesinden faydalanan Mervaniler (990 - 1096) bölgede egemenlik kurdular. Mervanilerin bölgeye hakim olduğu sıralarda, Malazgirtte Bizans ordusu yenilmiş ve bu yenilgi gücü ortadan kalkmıştı. Bu durumda Türkler Anadoluda büyük toprak parçaları ele geçirmeye başladılar. Selçuklu Devleti gücünün zirvesindeyken Mervaniler eski güçlerini yitirmişlerdi. Bu durumdan faydalanan Selçuklular Mervanilerin egemenliğine son verdiler. Böylece Gercüş Selçukluların egemenliğine geçti. 1071 Malazgirt savaşına katılan, Anadoluda büyük toprak parçaları alınmasında ve Mervani egemenliğine son verilmesinde büyük rol oynayan Artuk Beyi, Fahr üd Devlenin Melihşaha şikayet etmeye sonucu sultan ile arası bozuldu. Sultanla arası bozulan Artuk bey, Suriye Selçuklu sultanının Tutuşun hizmetine girdi. Tutuşun emrindeyken yaptığı hizmetler karşılığında Kudis valiliği verildi. Artuk Beyin, 1091 yılında ölmesiyle birlikte yerine oğulları geçti. Artuk Beyin oğlu Sökmen Suriye Selçukluların adına Hasankeyfe egemenlik kuran Musanın öldürülmesi ile Hasankeyfi ele geçirdi. Böylece Hasankeyf Artuklu Devletinin temelleri atılmış oldu. (1101 - 1132). Hasankeyf Artukluların dışında Mardinde (1108 - 1408), Harputa (1185 - 1233) yılları arasında Artuklular Hüküm sürmüşlerdir. Suriye, Mısır ve Yemende güçlü bir devlet kuran Eyübiler, gerek Mardin gerekse Hasankeyf Artukluları ile ilişki içerisinde olmuşlardır. 1232 yılında Eyübüler tarafından ortadan kaldırılan Hasankeyf Artukluları tarihçesinden silinmiş, olanların yerine Hasankeyfte Eyübüler dönemi başlamış oldu. Moğulların doğuyu istila etmesiyle bölgede Moğol - İlhanlı egemenliğini görmek mümkündür. Timurun kazandığı başarılar bölgedeki devletlerin Timurun eğemenliğini kabul etmeğe zorladı. Timurdan sonra bölgenin hakimiyeti için Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Eyübi Devletinin mücadelesi baş gösterdi. İran yaylasında güçlü bir devlet kuran Safeviler XVI. yüzyılın başlarında bölgeye hakim oldular. Sefevilerin doğadaki faaliyetlerinden rahatsız olan Osmanlı Devleti doğu ile ilgilenmeye başladı. Anadolunun doğu toprakları için Sefevi - Osmanlı mücadelesi başladı 1514 yılında Çaldıran savaşında Sefevi güçlerini yenip Amasyaya dönen Yavuz Sultan Selim, İdrisi Bitlisiyi doğu anadolu halkını Şah İsmaile karşı ayaklandırmakla görevlendirdi. İdris-i Bitlisinin faaliyetleri sonucu halk Sefevilere karşı direnç gösterdi ve 1517 yılında yıkılışına kadar bölgede Osmanlı Devleti dönemi başladı. XIX. yüzyılın başlarında Diyarbakır, Mardin sancağına bağlı Midyat kazasının bir nahiyesi olan Gercüş, 30 Mayıs 1926 yılında ilçe statüsünü kazanarak Mardin iline bağlandı. 16 MAYIS 1990 tarihine kadar Mardin iline bağlı bir ilçe olan Gercüş, bu tarihte bakanlar kurulunun aldığı kararla yeni bir il statüsü kazanan Batmana bağlandı. Gercüş, halen Batman iline bağlı bir ilçe olarak teşkilatlanmadaki yerini almaktadır. 10 Mayıs 1926 yılına kadar Midyat ilçesine bağlı bir köy iken; bu tarihten sonra ilçe statüsüne kavuşmuştur. Gercüş adının ceviz memleketi anlamına geldiği sanılmaktadır.Önceleri Diyarbakırdan Şama giden yol buradan geçtiği için eski adının Şahmar olduğu söylenmekte dir. İlçeye bağlı Hisar, Arıca, Kırkat ve Yamanlar gibi tarihi M.Ö. sine dayanan yerleşim yerleri mevcuttur.Tarihi ile ilgili fazlaca yazılı bilgi ve belge mevcut değildir.18.07.1987 günü Batman'ın il olması ile birlikte Batmana bağlanmıştır.
  • 15 Kişi Bunu Beğendi. Beğen
  • Tarih : 23.06.2012 Saat : 23:54
  • BEŞİRİ İLÇESİNİN TARİHİ
    Beşiri İlçemizin bir yerleşim birimi olarak tarihi M. Ö. 3000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Bu yıllarda Hurri kavimlerinin yerleştiği bu yöre daha sonra 1200 yıllarında Asur egemenliğinin altına girmiştir. Yaklaşık 1400 yıllık bir zaman içinde, sırasıyla Med, Pers, Makedonya, Part, Roma ve Bizans İmparatorlukları sınırları içinde kaldıktan sonra 1243 yılında Moğolların eline geçen yöre, 1514 yılında Yavuz Sultan Selim’ in Çaldıran zaferi sonrasında Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisine dahil olmuştur. Cumhuriyet döneminde Kobin adıyla Siirt İlinin Garzan İlçesine bağlı küçük bir köy iken, 1926 yılında sel felaketi sonucu Diyarbakır İline bağlı Elmedine kazasının buraya taşınması ile Beşiri adını alarak Siirt İline bağlı İlçe durumuna gelmiştir. Daha sonra 18.05.1990 yılında Batman İline bağlı İlçe durumuna gelmiştir. İlçemiz Kuzey-Güney istikametinde dar ve uzun bir şerit halindeki Batman İlinin orta kısmında İl merkezinin doğusunda yer almaktadır. Doğuda Kurtalan, Güneyde Hasankeyf ve Gercüş, Kuzeyde Kozluk İlçesi ve batıda Batman İli ile çevrilidir. İlçenin alanı 889.000 km2’ dir. İlçe merkezi 680 rakımlı olup, İl merkezine 16 km uzaklıktadır. İlçe genellikle düz bir arazide kurulmuş olup Batman İli ile arasında kıra dağı yer almaktadır. İklimi kışları yağışlı, sert ve soğuk, İlkbahar mevsimi kısa süreli, yazları ise kurak çok sıcak geçmektedir. Tek akarsuyu olan Garzan çayı İlçemizin kuzey ve güney istikametinde geçtikten sonra Dicle nehri ile birleşir. 2000 Yılı Genel Nüfus sayımına göre İlçemizin Merkez Nüfusu 8523 olup, toplam 33.152’ dir. Bu Nüfusun Q’ ini erkek Nüfus, I’ unu ise kadın Nüfus teşkil etmektedir. Nüfusun &’ sı kentsel kesimde, t’ ü kırsal kesimde yaşamakta olup, Nüfus yoğunluğu 38 ve Nüfus artış hızı 3.5’ dir. Nüfus yoğunluğu özellikle Beşiri merkez, İkiköprü, Doğankavak, Beşpınar, Çevrimova ve Yontukyazı köylerinde toplanmıştır. İlçe Nüfus Müdürlüğünde 107 adet aile kütüğü mevcut olup, 58 İdari birim bulunmaktadır. Beşiri 889. km2’ lik alanıyla Batman’ ın Kuzey doğusunda yer almakta olup, Garzan çayına paralel uzanmaktadır. İlçemiz, doğusunda Siirt İli Kurtalan ilçesi, Kuzeyinde Kozluk ilçesi, Güneyinde Hasankeyf ilçesi, Batısında Batman ile çevrilidir. Beşiri ilçe merkezinde bir, İkiköprü Beldesinde bir olmak üzere toplam iki belediyemiz ve 51 köyümüz ve bu köylere bağlı 64 mezramız bulunmaktadır. İlçe merkezinde 4, İkiköprü Beldesinde 2 olmak üzere toplam 6 mahallemiz mevcuttur. İlçe merkezinde 1410, İkiköprü Beldesinde 580, köylerde ise 3152 adet olmak üzere 5142 adet konut bulunmaktadır. İlçede genel olarak tamirhane, kahvehane,bakkal, market ve konfeksiyon iş kolları mevcut olup, ayrıca sanayi tesisi olarak Uğurca köyünde un ve mercimek fabrikası ile Örmegöze köyünde GAP Halı Fabrikası bulunmaktadır. Halkın temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. İlçe merkezinde 1 Lise,5 İlköğretim Okulu (Atatürk YİBO, Hürriyet, Cumhuriyet, Uğrak ve Yunus Emre İlköğretim), İkiköprü Beldesinde 2 İlköğretim Okulu mevcut olup, köy ve mezralarımızda ise toplam 74 İlköğretim Okulu mevcuttur. İlçemiz zorunlu 8 yıllık kesintisiz eğitim için 6. Sınıf (II Kademe ) olmayan İlköğretim okullarının öğrencileri ve ihtiyaç sahibi aile çocukları Eğitim Öğretimlerini ilçe merkezimizde bulunan Atatürk YİBO da devam etmektedirler. Halen bu okulda yatılı olarak 67 Kız, 422 Erkek, ve 364 Gündüzlü olmak üzere toplam 853 öğrenci öğretim görmektedir. İlçemizde herhangi bir Yüksek Öğretim Kurumu yoktur. Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından 2003-2004 Öğretim yılında toplam 17 kurs açılmış, ( Okuma-Yazma, Halı, Kilim, Bilgisayar, Giyim kursları ) toplam 265 ( 2 Geçici Usta Öğretici, 15 Öğretmen ) kursiyer katılmıştır. İlçemiz merkezinde 1987 yılından beri hizmet veren Halk Kütüphanesi mevcut olup, faaliyetine devam etmektedir. Kütüphanemizde 9509 adet kitap mevcut olup, OCAK 2004 tarihi itibariyle toplam 14.802 okuyucu vardır. Ayrıca 2004 yılı içinde toplam 243 kayıtlı üyemiz vardır. Bunlardan gerek kütüphanemizde gerekse de evlere kitap verilerek kütüphane hizmetlerinden yararlanmaktadır. İlçemizde Sinema ve Tiyatro gibi etkinliklerimiz bulunmamaktadır. İlçemiz merkezinin 6. km batısında ve Örmegöze köyü yakınlarında Şeyh Halit Türbesi bulunmaktadır. İlçemizde kurulmuş spor kulübü yoktur. İlçemiz dahilinde elektriksiz köy bulunmamaktadır. İlçemizin su ihtiyacını toplam 300 tonluk iki adet su deposu ile kaynak suyundan karşılanmaktadır. İlçemiz de TV yayınlarından TRT 1, TRT 2, TRT 3, TRT 4 ve özel yayınlar çanaksız anten olmadan izlenememektedir. İlçemizin Batman’ a uzaklığı 16 km. olup, ana ulaşım yolu Siirt-Batman karayoludur.
  • 16 Kişi Bunu Beğendi. Beğen
  • Tarih : 23.06.2012 Saat : 23:51
  • HASANKEYF TARİHİ
    Hasankeyf Hasankeyf'in Türk-İslam tarihi ve medeniyeti açısından önemli bir yeri vardır. Hısnkeyfa olan bu şehrin adı "Kayahisarı" şeklinde tercüme edilir. Eski tarih ve kavimlerden bu tür kelimelerin anlamı "korunmaya musait" yer anlamına geldiği belirtilmektedir. Kalenin yekpare taştan olmasından dolayı çeşitli dillerdeki Hasankeyf ifadesi "Taş Kalesi" manasına gelmektedir. Hasankeyf'in ne zaman kurulduğu, şimdiye kadar karanlıkta kalmış, eldeki bilgi ve verilerin yeterli olmaması nedeniyle kuruluşu hakkındaki görüşler , bir ihtimal olmaktan öteye gitmemiştir. Şehrin jeopolitik yapısı, önemi ve mesken olarak kullanılan çok sayıdaki mağaraların, Hasankeyf'in çok eski bir yerleşim merkezi olduğunu gösterir. Hasankeyf tarihi antik döneme kadar dayanmaktadır. Hasankeyf; Diyarbakır ve Cizre şehirleri arasında önemli bir kara ve su yolu güzergahında olup, savaşların olmaması ve ticaret yollarının burdan geçmesi bir yerde Hasankeyf'i kültürleri kavşak noktası haline getirmiştir. İran ve iç asya kültürleri , doğu Akdeniz, Mezopotamya, Roma ve Bizans kültürlerini barındığından, Romalılar, İran sınırını denetim altında tutabilmek için Hasankeyf'e kale inşa edilmiştir. Miladi üçüncü asırda İranlılar Mezopotamya yı ele geçirince Roma imparatoru Diyokletion harekete geçerek, bütün Mezopotamya ve Dicle nehrinin doğusundaki yerleri aldı. M.S. 633 yılında Hasankeyf'in Bizanslıların denetiminde olduğu ve 451 yılında Bizanslıların yaptırdıkları kale ve korunma amaçlı yapıtları ile şehrin denetimine müslümanlar tarafından feth edilene kadar sahip olmuşlardır. Hicri 17. yılda Hasankeyf islam orduları tarafından ele geçirilmiştir. Antik kent, sırası ile Emeviler ve Abbasiler döneminden sonra, Hamdaniler (906-990), Mervanıler (990-1096) denetiminde kalmış, daha sonra Artukoğulları eline geçmiştir. Artuklular, Türkmen sülalesinden olup, Hasankeyf'e en parlak dönemini yaşatmışlardır. Artukoğulları Hasankeyf ile beraber Diyarbakır, Mardin ve Harput'ta hüküm sürmüşlerdir. Selçuklu sultanı Alparslan ve Melikşah gibi değerli devlet adamlarının, ileri gelen komutanlarından Artuk, 1071 Malazgirt savaşından sonra bölgeyi Selçukluların hakimiyetine katarak Selçuklulara önemli bir katkıda bulunmuştur. Artukoğlu Sökmen 1101 yılında Hasankeyf'i ele geçirip burada önemli tarihi eserler yaptırmıştır. Böylece Devlet İdaresinde yeniden bir yapılanmaya gidilmiştir. Göçebelik hayatından yerleşik sisteme geçilmiştir. Yönetimin halk kitlelerine dayanması, Artuklulara bağlı bölgelerde yarı müstakil bir hükümranlık anlayışı ile divanlar oluşturulmuştur. Haçlı akımlarına rağmen ilim, sanat ve kültürel sahada büyük çalışmalar gösterilmiştir. Darphaneler kurulup, devletin iktisadi yapısı hep canlı tutulmuştur. İlime ve ilim adamlarına büyük önem verilmiş, hasankeyf şehir kalesine su getirilerek önemli bir teknik deha yaratılmıştır. Mekanik alanda kitaplar yazılmış, makinalar, pompalar, fiskiyeler, su terazileri ve müsiki aletleri yapılmıştır. 1232 yılında Eyübi Sultanı El-Kamil El-Malik tarafından Hasankeyf ele geçirilmiştir. Ortaçağın ve şarkın en kuvvetli devletlerinden olan Eyyübiler Mısır, Süriye ve Yemende hüküm sürmüşlerdir. Böylece Eyyübi hükümdarlarının şehri ele geçirmeleri ile birlikte 130 senelik Artukoğulları dönemi sona ermiştir. Selahaddini Eyyübiden sonra Eyyübiler bir çok emirliklere ayrılmış olup, Hasankeyf Eyyübi hükümranlığı da bunlardan biridir. Eyyübiler çok önemli eserler yaptırmış, ilim, sanat ve kültürel alanda miraslar bırakmışlardır. Özellikle mimari sahada faaliyet gösteren Hasankeyf Eyyübileri tarihteki yerlerini almışlardır. Moğol istilasından Hasankeyf'te nasibini almış,Moğollar burayı ele geçirilerek yağma ve tahrip etmişlerdir. Eyyübilerden sonra Hasankeyf'e Akkoyunlular hakim olup, 15. y.y başına kadar hüküm sürmüşlerdir. 1473 yılında uzun hasan ve Fatih Sultan Mehmet arasında yapılan otlukbeli savaşında uzun hasan'ın oğlu zeynel bey şehit olmuş ve Hasankeyf'te dicle nehri kenarında gömülmüştür. Akkoyunlulardan sonra Hasankeyf İran Sefavilerin hakimiyetine geçmiştir. 1515 tarihinde Yavuz Sultan Selim'in doğu seferi ile birlikte Hasankeyf Osmanlı egemenliğine geçmiştir. Bu dönemde Hasankeyf çevredeki aşiretleri idare eden merkezi bir hanedanlık konumunda olup, buna paralel olarak iktisadi ve ticari yapıda büyük bir gelişme göstermiştir. Bu dönemde şehir nüfusunun 10.000. civarında olması ise Hasankeyf'in büyük bir yerleşim merkezi olduğu gösterir. Erken ortaçağ tarihi ve yapıtlarından anlaşıldığı üzere Hasankeyf'te kültür uygarlıkların kaynaştığı, yerleşik halkın, 7000. civarındaki yazları serin kışları sıcak olan ve ortaçağ şartlarında çok modern ev olan mağaralarda hayatlarını sürdürdükleri anlaşılmaktadır.
  • 15 Kişi Bunu Beğendi. Beğen
  • Tarih : 23.06.2012 Saat : 23:49
  • HASANKEYF
    Hasankeyf'in ne zaman kurulduğu tam olarak bilinememektedir. Şehrin jeopolitik yapısı çok eski bir yerleşim merkezi olduğu ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Bugün bile zaman zaman bazıları mesken olarak kullanılan çok sayıdaki mağaralar, insanların çok eski çağlarda burada yerleştiklerini göstermektedir. Mevcut bilgilere göre, Hasankeyf kalesinin kurulması, MS. 4'üncü yüzyıla rastlamaktadır. Bu yüzyıl ortalarında, Diyarbakır çevresini ele geçiren Bizans İmparatoru Konstantinos, bölgeyi korumak amacıyla iki sınır kalesi inşa ettirmiştir. Bu iki kaleden birisi Hasankeyf Kalesidir. Kale, Sasanilere karşı siyasi bir önem kazanınca, daha sağlam bir şekilde yeniden tahkim edilmiştir. Hasankeyf, MS. 639 yılında Emeviler tarafından fethedilmiştir. Bu tarihten sonra; Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler ye Osmanlılar hakimiyet kurmuşlardır. Hasankeyf en parlak dönemini Artuklular döneminde yaşamıştır. Merkezde bu dönemden kalan pek çok tarihi eser mevcuttur.
  • 15 Kişi Bunu Beğendi. Beğen
  • Tarih : 23.06.2012 Saat : 23:48
  • BİRGÜL & MELDA
    İLGİNÇ BİLGİLER::: ♥ 18 Şubat 1979 yılında sahra çölüne kar yağmıştı. ♥ ABD’de, yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin üçte biri ya hapiste ya da gözaltında tutulmaktadır. ♥ Açık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür. ♥ Albert Einstein dokuz yaşına kadar düzgün konuşamamıştı. ♥ Amerika’da her saat 40 kişi kanserden hayatini kaybediyor. ♥ Amerika’da satışa sunulan ilk cd, Bruce springsteen`in "Born in Theusa" albümüdür. ♥ Amerikan havayolları, uçuşlarda yolculara sunduğu kahvaltılarda her tepsiden bir zeytini kaldırarak 1987 yılında 40 bin dolar kar etmiştir. ♥ Aslanlar bir günde 50 kez sevişebilirler. ♥ Atların insanlardan 18 tane fazla kemiği vardır. ♥ Avustralya’daki tuvaletlerin sifon suları saat yönünde akar. ♥ Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar. ♥ Başkan John F. Kenndy, yirmi dakikada dört gazete okuyabilirdi. ♥ Baykuş mavi rengi görebilen tek kustur ♥ Beethoven beste yapmadan önce kafasını soğuk suya sokardı. ♥ Bir Big Mac hamburgerin ekmeğinde ortalama 178 adet susam bulunuyor. ♥ Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır. ♥ Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür. ♥ Bir Erkek Hayatının Ortalama 3350 Saatini Tıraş Olmak İçin Harcar. ♥ Bir hamamböceği kafası koptuktan sonra açlıktan ölmeden dokuz gün yaşayabiliyor. ♥ Bir insan yaşamı boyunca iki yüzme havuzunu dolduracak kadar tükürük salgılar. ♥ Bir karınca kendi ağırlığının elli kati ağırlığı kaldırabilir. ♥ Bir karıncanın koku alma yeteneği en az bir kopeğinki kadar gelişmiştir. ♥ Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır. ♥ Bir kromozom bir genden daha büyüktür. ♥ Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer. ♥ Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir. ♥ Birinin yüzünü hatırlamak için beynin sağ tarafı kullanılır. ♥ Buckingham sarayında 602 oda bulunuyor. ♥ Bugüne kadar bilinen en ağır böbrek taşı 1.36 kg ♥ Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971 yılında Japonya’nın İshigaki Adası’nda 85 metre yüksekliğine ulaşmıştır. ♥ Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika’dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir. ♥ Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur. ♥ Central park`ta yüzmek yasalara aykırıdır. ♥ Çocuklar baharda daha fazla buyuyor. ♥ Dalmaçyalılar gut olmayan tek köpek cinsidir. ♥ Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur. ♥ Döllenmeden sonra çocuğun boyu 5 milyon kat buyur... ♥ Dünyada her dakika iki tane düşük şiddette deprem olmaktadır. ♥ Dünyada insan başına düşen karınca sayısı bir milyondur. ♥ Dünyadaki hayvanların yüzde sekseni altı ayaklıdır. ♥ Dünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almıştı.1878 yılının şubat ayında ♥ Connecticut New Haven’da yayımlanmıştı. ♥ Dünyanın bir numaralı domuz üreticisi ve tüketicisi cinliler. ♥ Dünyanın en büyük şeker ihracatçısı Küba’dır. ♥ Dünyanın en hızlı büyüyen bitkisi bambu, bir günde 90 cm kadar uzuyor=. ♥ Eğer Barbie gerçekten yaşasaydı vücut ölçüleri 97–72 82 cm olacaktı. ♥ Eiffel Kulesi’nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak vardır. ♥ Elektrikli sandalye bir dişçi tarafından icat edilmiştir. ♥ En fazla asfaltlı yola sahip ülke Fransa’dır. ♥ En yakin oldukları noktada, Rusya ve Amerikanın birbirlerine uzaklıkları dört km `den daha azdır. ♥ Erkekler kadınlara göre on kat daha fazla renk koru oluyorlar. ♥ Eskimo dilinde kar yağışlarının farklarını tarif etmek için kullanılan yirmiden fazla sözcük vardır. ♥ Fareler kusamaz. ♥ Filler zıplayamayan tek memelidir. ♥ Gecen 3500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır. ♥ Global ısınma yüzünden yükselen deniz seviyesi 2050 yılında Shangai ve deniz kıyısındaki diğer cin şehirlerinde büyük sellere neden olacak. Bu sellerde 76 milyon kişi evsiz kalacak. ♥ Gözleri açık tutarak hapşırmak imkânsızdır. ♥ Gözlerimiz hiçbir zaman büyümez. Ama burnumuz ve kulaklarımızın büyümesi asla sona ermez.
  • 18 Kişi Bunu Beğendi. Beğen
  • Tarih : 23.06.2012 Saat : 23:43
  • !!!
    '' Sen de bir yerde haklıydın.. Kalbime basa basa seni sevmiyorum dedin.. Oysa ben ne yaptım ? Olmayacağını bile bile seni sevdim. Yapamadım sensiz , uyuyamadım geceleri .. Aklım her ne kadar olmaz dediysede Yüreğimin dediğini yaptım. Seni sevmekle ben Çok büyük hata yaptım .''
  • 52 Kişi Bunu Beğendi. Beğen
  • Tarih : 21.06.2012 Saat : 12:01
  • !!!
    '' Göremedikçe bağlanır, uzaklaştıkça yakınlaşırsınız. Anlarsınız ki bir çaresiz aşktır bu, ne onunla olur, ne onsuz... Hem kollarında ölmek, kucağına gömülmek arzusu, hem "Ne olacak sonunda" kuşkusu... Böyle sevemezsiniz, terk de edemezsiniz. Sürünür gidersiniz...''
  • 49 Kişi Bunu Beğendi. Beğen
  • Tarih : 21.06.2012 Saat : 12:00
  • !!!
    Bazen şehirler,özlemler devrilirde üstünüze,orada adeta bir enkaz gibi kalırsınız....Bazen bir aşkı yüzünüze gözünüze bulaştırdıgınızı sanıp suçluluk duyarsınz .Oysa zaaflarıyla,acıları ve yenilgileriyle,tutkuları,suçları ve düşleriyle bir bütün halindedir kendiniz ve işte sizsinizdir insan.Eğrisiyle doğrusuyla yaşadığınızdır aşk ve yaşadığınızdır hayat......
  • 48 Kişi Bunu Beğendi. Beğen
  • Tarih : 20.06.2012 Saat : 15:18
  • !!!
    Hayata tepeden bakarsan insanların sadece tepesini görürsün. Hayata daima insanlarla aynı mesafeden bak; o zaman insanların hem yüzünü, hem kalbini görürsün... Mühim olan yükseklere çıkıp hayata tepeden bakmak değildir; Mühim olan ne kadar yükselsen de her şeye eşit mesafeden bakabilmektir...Hayatta her şey olabilirsin; Fakat mühim olan hayatın içinde "İNSAN" olabilmektir... Güzel bir gülü, güzel bir geceyi, güzel bir dostu herkes ister... Önemli olan gülü dikeniyle, geceyi gizemiyle, dostu tüm derdiyle sevebilmektir...
  • 46 Kişi Bunu Beğendi. Beğen
  • Tarih : 20.06.2012 Saat : 15:16
  • !!!
    Bana Güç Veren Zaferlerim Değil,Yaşamdaki Yenilgilerimdir !!!
  • 45 Kişi Bunu Beğendi. Beğen
  • Tarih : 20.06.2012 Saat : 12:53
  • Reklam
    Reklam
    Anket
    Batman Belediyesinin Çalışmalarından Memnunmusun ?
    Diger Anketler ve Sonuçlar
    © 2011 Batmanda.com